24 Mayıs 2011 Salı
MANTARLI VE MISIRLI ZEYTİNYAĞLI FASULYE
24 Nisan 2011 Pazar
DAMLA SAKIZLI PASKALYA ÇÖREĞİ
16 Şubat 2011 Çarşamba
AŞURE

Son aylarda hayatımı tanımlamam gerekirse tam anlamıyla ‘aşure’ gibi derim. Çok karışık, çok yoğun ve fakat tatlı… Biraz huzur dinginlik gördük mü canımız hep hareketlilik,yoğunluk çekmez mi? Benim de öyle oldu işte. Evde canım oğlumla huşu içinde vakit geçirirken, ikinci bir üniversite hevesine kapıldım, tam onu bitirmişken, yeni bir meslek ediniyim kendime dedim. “Eski gazeteciden öğretmen olur mu?” dedim. “Evet, evet olur; hem de çok güzel olur” dedim. Ve yaşım 30 olmuş falan demeden atıldım bu maceraya da son sürat. Şimdi bu macerada akıntıya karşı kürek çekiyorum. Zira 1.5 yaşında bir bebekle birlikte tam konsantre ders çalışmam ve formasyon eğitimini başarıyla bitirmem gerekiyor. Ki bunun ardından bu yaşıma kadar girdiğim en zorlu sınav olan KPSS sınavını ( 7 sene evvel amaçsız bir şekilde girip sonucundan çok memnun kalmadığım bir sınavdır kendisi ) başarmam ve ardından öğretmen olarak atanmayı beklemem gibi aşamalarına ayrıntısıyla değinmiyorum. Ama sonuç olarak ben bu yola baş koydum mu; koydum. E o zaman sonucun olumlu olmaması gibi bir ihtimal yok. Çünkü şimdiye kadar bu hep böyle oldu. Şimdi de böyle olacak. Eveeett evrene olumlu mesajlarımızı ilettik :)Şimdi bu olumlu elektriğin bize geri dönmesini beklerken gelelim aşureye. Eğer siz de benim gibi aşure yemek için aşure ayını beklemeyenlerdenseniz aşağıdaki tarifi bir ara denemenizini öneriyorum. Tarif kayınvalideme ait. Birlikte yaptık ve yedik. Ben dahil tüm ev ahalisi tarafından çok beğenildi. Öyle ki herkes kendinden geçtiği için kimse kaç kase yediğini hatırlamıyor :)
Aşure
1/2 kg buğday
1’er kase nohut ve kurufasulye ( yaklaşık 200’er gram)
1 küçük kutu konserve mısır
1’er kase kuru üzüm ve kuru kayısı
1 kg’dan az toz şeker ( yaklaşık 900 gr)
1 çay bardağı süt
1 portakalın kabuğu
5-6 adet karafil
Üzeri için;
Dövülmüş ceviz
Kuş üzümü
Dolmalık fıstık
Nar taneleri
Tarçın
Nohut, fasulye ve buğdayı bir gece önceden ıslatın ( yani bu demek oluyor ki hepsini ayrı ayrı tencelerde üzerlerini biraz geçecek kadar su ekleyerek, bekletin) Kuru meyveleri de sabahtan suya koyun.
Nohut ve fasulyeleri yumuşayıncaya kadar haşlayın. Buğdayları devamlı karıştırarak suyla özdeşleşmesini sağlamak amacıyla hafif hafif ezerek 3 saate yakın pişirin. Kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeleri ile suyu süzülmüş mısırları ekleyin. 15-20 dakika sonra kuru meyveleri de içinde beklettiğiniz suyu ile birlikte, ayrı bir kapta 1 portakalın kabuğunu da az suda kaynatıp kabukların acılığını aldıktan sonra tencereye katın. Karanfilleri az suda kaynatıp sadece suyunu tencereye ekleyin. 1 çay bardağı sütü ekleyip 1-2 dk sonra da şekeri ilave edin. Bir iki taşım kaynadıktan sonra tencereyi ateşten alın. Sıcakken kaselere servis yapıp, üzerini süsleyin.
Not 1: Bütün kaseler bitmeden birkaç kare almaya çalıştım fakat o birkaç kare de aceleye geldiği için kötü oldu. En iyisini seçtim. Siz bu görüntünün üzerine 10 katın öyle hayal edin aşureyi :)
Not 2: Aşurenin üzerine serpiştireceğiniz fıstıkları az yağda az biraz kavurun. Lezzeti çok daha iyi oluyor..
Not 3: Süt aşurenin renginin koyu olmaması için..
Not 4: Aşurenin kıvamı konusunda endişelenmeyin. Baktınız tutmayacak sıcak su ekleyip biraz daha kaynatın..
10 Temmuz 2010 Cumartesi
KARAMELLİ ISLAK KEK

25 Mart 2010 Perşembe
TOMARA KAVURMASI


Evet evet seviyoruz biz ot yemeyi. Bizim oralarda tomara dediğimiz ama aslında kendisine bundan başka kaldirik, çiçekli mancar, ispit vb.. gibi isimler de verilmiş bir ot çeşidini daha mönümüze kattık. Hazırlaması ise çok basit..
Yarım kilo tomara
1 büyük kuru soğan
1 yemek kaşığı tereyağ
½ çay bardağı mısıryağı
İstenilen miktarda yumurta ( ben 3 adet kullandım)
3 Mart 2010 Çarşamba
KAZAYAKLI BÖREK

Fazlasıyla keyfim yerinde şu son birkaç gündür. Bahar geldi mi ne yoksa? Gökyüzü aydınlık, hava ılık, kuşlar cıvıl cıvıl. Kendimi sokaklara atasım var. Balat”ın, Galata’nın, Eminönü’nün, Beyoğlu’nun ara sokaklarına dalasım var..Bir elimde fotoğraf makinem bir elimde sokak satıcılarından aldığım abur cuburlar… Havalar bir iki güne soğur, yine kışa döner belki ama bu havalar baharın müjdecisi. Bekledim bekledim geldi yine işte sonunda. Oğlumla birlikte gezip dolaşacağımız hatta yeni yerler keşfedeceğimiz günleri iple çekiyorum. O da kocaman adam oldu zaten J
İçim içime sığmazken ben size kazayaklı börek tarifi vereceğim bugün. Geçen gün pazardan satın almıştım tadını hiç bilmememe rağmen. Görüntüsü maydanoza benzese de ben kendilerine ıspanak muamelesi yapıp öyle yaptım börek harcını. Böreğin hamuru da yumuşacık, mayalı bir hamur. Tarifini yanlış hatırlamıyorsam 2 yıl kadar önce işyerindeyken yaptığım acil bir arama sonucu internetten bulmuştum. Misafirlerim için yapmıştım çok beğenilmişti. O günden bu yana yapıyorum aklımıza geldikçe. Fakat hangi siteydi ya da blog arkadaşlarımızdan birine mi aitti bilemiyorum. Zaten o zamanlar blog dünyası ile hiç ilgim yoktu. Tarifin sahibini büyük zevkle ve de teşekkür ederek yazmak isterdim. Yine de okuyup bilen olur da belirtirse keyifle yazacağım..
Bu arada siz kazayağı bulamam diyorsanız ıspanaklısını, peynirlisini, kıymalısını yapabilirsiniz.. afiyet olsun…
3 su bardağı süt
1 paket toz maya
2 yemek kaşığı sıvıyağ ( ben yarısını ayçiçeği yağı, yarısını sızma zeytinyağı olarak kullandım)
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı kaşığı tozşeker
2 yumurta ( sarıları böreğin üzerine sürülmek üzere ayrılacak)
Aldığı kadar un (yaklaşık 8 su bardağı. Ben 2 bardağını buğday unu, geri kalanını tam buğday unu olarak kullardım)
½ su bardağı sıvı yağ
½ su bardağı tereyağ
Yarım kilo kazayağı
1 orta boy soğan
250 gr az yağlı ve az tuzlu beyaz peynir
2 yemek kaşığı tereyağ
1 yemek kaşığı sıvıyağ
Üstü kapalı olarak bekleyen hamuru tezgaha alıp, 8 eşit bezeye ayırın. Bezelerin 4 tanesini tabak büyüklüğünde açıp. Aralarına tereyağ ve sıvıyağ karışımından sürerek üst üste koyun. En üst parçaya da yağ sürdükten sonra bir oklava yardımıyla tepsi büyüklüğünde açın. Diğer 4 bezeye de aynı işlemi uygulayın. İlk parçayı tepsiye yayıp, üzerine harcı ekledikten sonra diğer parçayı da harcın üzerine kapatın. Böreği bıçakla eşit karelere bölün.Yarım saat dinlenmeye bırakın. Yarım saat sonra iki katına çıkmış olan böreğin üzerine yumurta sarılarını sürün. Çörek otu ile süsleyip önceden ısıtılmış 175 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirin..
Not: Hamurun içinde çörek otu yağı kullanabilirsiniz. Çörek otu yağı böreklere ve ekmeklere çok yakışıyor. Benim evde tükendiği için bu kez kullanamadım. En kısa zamanda bitenin yerini doldurmam gerektiğini hatırladım, iyi oldu J
18 Şubat 2010 Perşembe
ALMAN PASTASI


10 Şubat 2010 Çarşamba
BEBEK EKMEĞİ


Ekmek yemekten hoşlanmadığımdan, beyaz ekmekten hiç haz etmediğiminden daha önce bahsetmiştim. Ama ben yemiyorum diye bebeğimi mahrum edemezdim tabi ekmekten. Karbonhidrata bizim kadar bebeklerin de ihtiyacı var. Bu yüzden içinde bol tahıl barındıran güzel bir ekmek yaptım. İçinde tuz yok. Envai çeşit tahıl, pekmez ve zeytinyağı var. Hem size hem bebeğinize afiyet olsun...
NOT: Beyaz ekmek yapımında içindeki mineral ve vitaminlerin katledildiğini gözönüne aldığımızda işlememiş ekmek tüketmemiz gerektiğini ben de vurgulamamak isterim buradan. Mümkün olduğu kadar içinde B grubu vitaminleri barındıran tam buğday unu tüketmeye özen gösterelim .
Bebek Ekmeği (6.aydan itibaren)
5 su bardağı 7 tahıllı ekmek unu
1 su bardağı süt
1 çay bardağı su
1 çorba kaşığı yoğurt
1 paket toz maya
1 çorba kaşığı pekmez
1 çorba kaşığı zeytinyağı
ılık süt,su ve mayayı bir kapta karıştırıp, 5 dakika bekletin. Unu elekten geçirin. ( elekte kalan çekirdek, yulaf vb.. ekmeğin üzerinde kullanacağız) Unu ve diğer tüm malzemeleri mayalı karışıma ekleyin ve yoğurun. Üzerine bir bez örterek 15 dakika bekletin. Hamuru daha sonra pişireceğiniz kaba alarak 1 saat kadar daha bekletin. Üzerine bir fırça yardımıyla su sürün ve elekte kalan iri parçaları ekmeğin üzerine serpin. Önceden ısıtılmış 250 derecelik fırında 30 dakika kadar pişirin.
Not: Ekmeği pişirirken, fırının içine küçük bir kap içinde su koyun. Sudaki nem, ekmeğin sertleşmesini engelleyecektir..
6 Şubat 2010 Cumartesi
SEMBÜSEK

28 Ocak 2010 Perşembe
SEBZELİ MAKARNA


4 Ocak 2010 Pazartesi
HELVA KURABİYE

27 Aralık 2009 Pazar
KABAK TATLISI

"yıllar ne çabuk geçiyor, yine mi geldi yılbaşı" diyenlerden değildim. Ağır ağır geçen günlere, yıllara kızar; yeni başlayan yılın nasıl geçip gideceğini kara kara düşünür sıkılırdım hatta. uzun süren olaylara konsantre olamama, uzun vadeli işlerde başarılı olamama ve hatta uzun vadeli planlardan nefret etme gibi bir sorunum vardı hep. E hayat da öyle değil miydi? Bu yüzden de nihayete varmalıydı çok fazla uzamadan. Peki ya şimdi?? Minik oğlum hayatıma girdiğinden beri onun yanında daha çok kalabilmek, hayatını paylaşabilmek, birlikte öğrenmek, yenilenmek, büyümek için dua ediyorum. O yanında olmamı istediği sürece yanında olabilsem keşke. O yüzden bu yılbaşı bir öncekilerin anlamsızlığının aksine bir o kadar anlamlı..
fındık ya da ceviz içi
İYİ YILLARRR!..
19 Aralık 2009 Cumartesi
ZENCEFİLLİ KEK

-Zencefilin zayıflamaya yardımcı etkileri bulunmaktadır. Zayıflama tedavisi sırasında zencefilin kan şekerini dengede tutma özelliğinden dolayı tok tutucu ve metabolizmanın yavaşlamasını engelleyici etkisi ile kilo veriminde kolaylık sağlar.
-Ameliyat sonrası, hamilelik döneminde, taşıt ve deniz seyahatleri sırasında oluşabilecek bulantıları azaltmakta etkilidir. Ancak şunu da belirtmeden geçmiyim ki yaptığım araştırmalarda zencefilin kadınlarda adet söktürücü özelliği de bulunmasından dolayı hamilelikte kullanım miktarına çok dikkat edilmeli. Zira kanamalara ve hatta düşüklere neden olabilir!
- Yemeğin daha iyi sindirilmesini sağlar. Mide ve bağırsak gazı oluşumunu engeller.
-Soğuk algınlığı tedavisinde destekleyici gıda olarak kullanılır.
-Kolestrolü düşürmeye yardımcı etkisi vardır.
-Çorba ve yemeklere lezzet katar.
-Taze zencefilin reçel ve marmelatı yapılabildiği gibi reçel ve marmelatlara ilave edildiğinde ayrı bir lezzet katar.
-Tavuk, balık ve et yemeklerinde hem sağlık ve hem lezzet katar.
-Rendelenmiş taze zencefil dilimleri; ekmek, tatlı, pasta, börek, bisküvi, şarap ve bazı likörlerin yapımında kullanılır.
-Yemek soslarına ilave edilir.
-Kışın çay demleyip, yazın limonatasını yapabilirsiniz.
-Yarım su bardağı kakao
-1 paket kabartma tozu
-İri ceviz büyüklüğünde taze zencefil
-1 tatlı kaşığı tarçın
-1 tatlı kaşığı Hindistan cevizi
-100gr katı yağ
-1 su bardağı esmer şeker
-1 paket vanilya
-2 yumurta
-yarım su bardağı üzüm pekmezi
-yarım su bardağı sıcak su
Sosu için;
-1 paket çikolatalı puding ( çikolatalı sos da kullanılabilir)
-2 su bardağı süt
-Ceviz içi
-Hindistan cevizi
Bir tencerenin içine 2 su bardağı sütle puding hazırlayın. Piştikten sonra sürekli karıştırarak kabuk tutmamasını sağlayın ve pudingi soğutun. İçine istediğiniz miktarda ceviz içi ve Hindistan cevizi ilave edip karıştırın. Daha sonra pudingli karışımı spatula yardımıyla kekin üstüne ve yanlarına sürün..
29 Kasım 2009 Pazar
HAŞHAŞLI ÇÖREK
Not: Bebeğim için meyve suları hazırlamaya başladığımdan beri meyvelerin doğalını almaya gayret ediyorum. Bu nedenle de Kasımpaşa’daki Kastamonu Pazarı’nı haftada bir ziyaret etmeye gayret ediyoruz. Aşağıda pazardan kareler de bulacaksınız. Köy ekmeği, köy yumurtası, köy yoğurdu, doğal sebze ve meyvelerle dolu bir pazar burası. Pazarın aynısı Balat’ta da kuruluyor. Hangisi size yakınsa bir pazar günü gitmenizi öneririm…
Haşhaşlı Çörek
1 paket kuru maya
4 çorba kaşığı toz şeker
1 çorba kaşığı tuz
300 gr un
İçi için; ½ su bardağı sıvı yağ
250 gr haşhaş
Maya ve şekeri ılık süt içinde eritin. Diğer yanda yağ, un ve tuzu bir kaba alın, üzerine mayalı karışımı ekleyerek yoğurun. Elde ettiğiniz hamuru 2 saat kadar üzeri örtülü bir şekilde bekletin. Sürenin sonunda hamuru dikdörtgen şeklinde açın. 2 parmak kalınlığında şeritler halinde kesin. Her bir şeridin üzerine önce bir tatlı kaşığı sıvı yağ, daha sonra da ½ su bardağı sıvıyağ ile açtığınız haşhaştan şeritlere eşit dağılacak ölçüde sürün. Şeritleri burarak yağlanmış tepsiye yan yana dizin. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, susamla süsleyerek fırına verin. Siz benim gibi fırında çok fazla tutmayın. Rengi hafif değiştiğinde fırından alın..
Haşhaşlı Pide
250gr yaş haşhaş
1/2 su bardağı sıvıyağ
Haşhaşlı gül böreği
1 su bardağı sıvı yağ
½ su bardağı su
1 kase yaş haşhaş
½ çay bardağı sıvıyağ



19 Ekim 2009 Pazartesi
ELMA HAFTASI (ELMA KURUSU- ELMA KOMPOSTOSU-ELMALI TART)



ELMALI TURTA
1 paket margarin ( eritilmiş)
2 adet yumurta
2 su bardağı toz şeker
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un ( 5.5 su bardağı)
4 elma
½ su sardağı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
11 Ekim 2009 Pazar
Fındıklı Bisküvi Ve Hibeş


Kurabiye maceramın ardından birkaç gün geçmişti ki evin bir köşesinde üst üste yığılmış birşekilde benim ilgime muhtaç bir şekilde bekleyen GasTRo dergilerinin geçen yılki sayılarından birini incelemeye koyuldum. Derginin genel konsepti hakkında ilerleyen zamanda ayrıntılı bilgiler vericem. Şimdilik sadece dergide yer alan Antalya mutfağı dosyasını inceleyip “hibeş” isimli mezeyi denemeye karar verdiğimi söyliyim. Ana malzemesi tahin olan hibeş aslında rakı mezesi imiş. Ancak çay yanında kanepelerin üzerine sürülerek de servis edilip, hatta kahvaltıda dahi tüketilebiliniyormuş. Açıkçası tahini çok sevmeme rağmen ben bu mezeyi o kadar da çok beğenmedim. Yani olsa da olur olmasa da denilen şeyler listesine girdi benim için.. Fakat siz değişik bir tat arıyorsanız aslında bir Arap yemeği olan “hibeş”i denemenizi tavsiye ederim..
Fındık Ezmeli Bisküvi
1 paket katı yağ (oda sıcaklığında yumuşamış)
1 çay bardağı süt
15 kaşık toz şeker
500 gr un
5 dolu yemek kaşığı fındık ezmesi ( ya da isteğiniz miktarda fındık içi)
Tüm malzemeler bir araya getirilip yoğrulur. Hamur yaklaşık 1cm kalığında açılır. Kurabiye kalıpları ile şekil verilerek önceden ısıtılmış fırına sürülür…
Hibeş
1 su bardağı tahin
2 tatlı kaşığı kimyon
3 diş sarımsak
3 adet limonun suyu
1 yemek kaşığı kırmızı biber
Tuz..
Sarımsaklar ayıklanıp ezildikten sonra tüm malzemelerle birlikte bir kaba alınır. Kaşık yardımıyla karıştırılır. Çataldan akmayacak kıvama gelinceye kadar su katılır…
27 Eylül 2009 Pazar
Kışa Hazırlık...kahvaltılık ezme

Minik oğlumla buluşalı 2.5 aya yakın bir zaman geçti. Bu zaman içerisinde onunla ilgilenmekten başka hiçbir şeyle meşgul olamadım. Her geçen gün büyümesini ve yeni bir şeyler öğrenmesini izlemek son derece keyifli olsa da minik bebeklerin bakımının ne kadar zor olduğunu şimdi çok daha iyi anladım. Çoğu günlerimi kendimin nasıl olduğunu görmek için aynaya bile bakamadan geçersem de ben kış için hazırlık yapmayı ihmal etmedim bu arada :) Mis kokulu bahçe domateslerinin, patlıcanların pazar tezgahlarından kalkmasına az bir zaman kaldı. Kış aylarını bu taze sebzelerin nimetlerinden yoksun geçirmek istemeyenler için tarifini kayınvalidemden öğrendiğim kırmızı biber, patlıcan ve domatesli kahvaltılık ezme tarifi var sırada.. Aslında ne biliyim böyle kış hazırlıkları, salça, turşu vs.. yapım işlemleri benim pek ilgimi çekmezdi önceden. Sanırım biraz annelik içgüdüsüyle alakalı bir şey olsa gerek :) Kendimi bu yaz sonunda buzdolabının buzluğuna taze fasulye, barbunya, dolmalık biber, domates, patlıcan vs.. koyarken bulunca fark ettim bunu. Evet ben anne olmuştum artık ve içgüdüsel olarak sebze ve meyveleri mevsiminde tüketme, her şeyin tazesini yeme ve yedirme moduna girmiştim. Bundan sonra kışın ortasında domates satın almayacaktım mesela. Bunun içinde gerekli olacak kadarını yazdan stoklayıp kışın tüketecektim. Herneyse lafı fazla uzatmadan tarife geçiyim ben. Öncelikle közlenmek üzere seçtiğimiz patlıcan, domates ve kırmızı biberleri eve getirip bir güzel yıkayıp, kuruladıktan sonra közleme işlemine geçiyoruz. Ben önceleri bu işlemi sebzeleri tepsiye koyup fırında pişirerek yapıyordum ama asla közlenmiş tadını vermiyordu. Bu yüzden bu kez sadece sebze közlemek üzere hazırlanmış küçük sac tavalardan alıp yaptım. Gerçekten de fark çok açıktı. O yüzden siz de öyle yapın derim ben. Sebzelerin hepsini közledikten sonra bir rondo yardımıyla hepsini parçalayıp ezme haline getiriyoruz… daha sonra bu karışımı bir tencereye koyup kırmızı pul biber, karabiber, tuz ve isteğe göre yine rondoda çekilmiş ceviz ve fındık ile tatlandırıp karışım suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Pişirme işleminin ardından karışımı kavanozlara döküp kış boyunca kahvaltılarda afiyetle yiyoruz:) Sebzelerin ölçüsü ise 1’e 1.. yani 1’er kilo sebzeden 1 litrelik kavanoz ezme çıkıyor. İsteğinize göre miktarı arttırabilirsiniz…
12 Temmuz 2009 Pazar
Tahinli Çörek, Çilekli Rulo Pasta Ve Çilek Reçeli


7 Mayıs 2009 Perşembe
Zeytinyağlı Enginar


2 Mayıs 2009 Cumartesi
Tarçınlı Portakallı-Limonlu Kek




